Kahve Tadinda Sohbet

Hacer     22-01-21     Genel     Kahve Tadinda Sohbet     264 Defa Okundu

 

Uzun bir aradan sonra, tekrar birlikte olmanın mutluluğu ile, size keyifle okuyacağınız güzel bir makale sunmaktan gurur duyuyorum.

Değerli okurlarım renkli renkli fincanlarımızı alalım, miss gibi köpüklü bir türk kahvesi pişirelim ve yudumlarken keyifle okuyalım. . .

Kahve bir tutkudur,

Kahve alışkanlıktır.

Kahve dostluktur,

Kahve sohbettir keyiftir…

Ne demiş atalarımız:

Önemli olan dostlarla bir araya gelmektir, buluşmaktır, görüşmektir, sohbet etmektir ve dertleşmek. Sohbet bu anlamda insanoğlunun manevi gıdasıdır. İnsan için hava, su, ekmek ne kadar önemliyse gönül için de sohbet o kadar önemlidir.

Kahve hatırı sayılır bir içecektir. Yemen’den geldi keyifli içimi için özel fincanlar üretildi, sıcak külde bakır cezvede usulünce pişirilir: az, orta, çok kavrulmuş çekirdekleri, sade, az şekerli, orta, çok şekerli damak tadı seçenekleriyle kahve bir kültürdür.

Kahve de, kakao gibi ağaçta yetişen yuvarlak meyveleri olan bir bitkidir. Kuru Kahveci Mehmet Efendi ve Oğulları’nın web sayfasında şöyle tanımlanıyor: “Yasemin gibi kokan beyaz renkli çiçeği, kiraza benzeyen kırmızı meyvesi ile kahve bitkisi 10. yüzyılda Habeşistan (Etiyopya)’da keşfedildi. O dönemde, meyveleri kaynatıldıktan sonra suyu içilmek suretiyle tıbbi amaçlı kullanılıyor ve “sihirli meyve” olarak adlandırılıyordu. Kahve bitkisinin ünü yayılınca, yüzyıllar boyu sürecek yolculuğu da başladı.” Kakao çekirdekleri de önceleri Aztekler tarafından kaynatılarak suyu içiliyordu.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1543’te, Yemen Valisi Özdemir Paşa, Yemen’de içtiği ve çok sevdiği kahveyi İstanbul’a getirir. Kahve, kısa zamanda itibarlı bir içecek olarak saray mutfağında yerini alır. Saray görevleri arasına bir de “kahvecibaşı” eklenir. Saraydan konaklara ardından evlere giren kahve, İstanbul halkının vazgeçilmez bir lezzet haline gelir. Satın alınan çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulup, dibeklerde dövüldükten sonra cezvelerde pişirilmeye başlanır.
Venedikliler, Fransızlar, Viyanalılar, kısaca bütün Avrupa kahveyle Türkler sayesinde tanışmiştır ve kahveyi Türk usulü pişirerek içmeyi öğrenmiştir.

Geçenlerde bir yazi okumuştum, Kahvenin yanında neden su getirildiğine dair. Osmanlı zamanında eve misafir geldiğinde kahveyle birlikte su getirilirmiş. Misafir toksa kahveyi alırmış. Açsa suyu. Tabii o zaman hemen sofra kurulurmuş. Böylece çok ince bir nezaketle anlaşılırmış. Ne hoş değil mi ?

Peki “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır,” deyişi nereden ortaya çıkmıştır?

“Vaktiyle İstanbul Yemiş İskelesi’ndeki bir kahveye bir yeniçeri girer. Sağına, soluna bakınır ve kahveciye “Herkese benden bir kahve yap ama şu kafire yapma,” diye seslenir. “Kafir” dediği İstanbul’a yük getiren bir geminin Rum kaptanıdır. Kahveci, yeniçerinin atıp tutmalarına ve tehditlerine aldırmadan ve korkmadan Rum kaptana kahvesini pişirip ikram eder.

Uzun bir zaman sonra Osmanlı ordusu bir sefere çıkar. Yeniçeri ocağına kayıtlı olan o kahveci de görevi gereği Sisam adasına gönderilir. Savaş sırasında esir düşer. O zamanlar esirler parayla satılır, alanlar da isterler ise onları öldürme hakkına sahip olurlarmış. Kahveciyi görüp tanıyan o Rum kaptan satın alır. Kahveci korkunç sonunu beklerken, onu yanına katıp götürmekte olan kaptan, “Korkma, seni tanıdım. Sen İstanbul’da Yemiş İskelesi’ndeki o kahvecisin. Yıllar önce, kötü yürekli bir yeniçeri bana kahve vermemen için tehditler savurduğu, hakaretler ettiği halde sen yine de bana kahve ikram etmiştin. Sağolasın. İşte o bir fincan kahvenin hatırı için seni serbest bırakıyorum. Git sağlıcakla,” demiş ve kahveciyi salıvermiş.”

“Bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı” da böylece dilimize, geleneklerimize yerleşmiş ve nesilden nesile aktarılır olmuştur.

Bir Kahvenin 40 yıl Hatırı Var,  Peki Sohbetin Kac Yıl ?

Günümüze geldiğimizde ve şöyle bir çevremize baktığımızda İtalyan ve Amerikan kahve markalarının hızla yaygınlaştığını ve gençliğin çok ilgi gösterdiğini görüyoruz.

Sanırım Türk kahvesinin, diğer Kahvelere nazaran uğraştırıcı yöntemle hazırlanmasından dolayi pek ilgi görememekte.”Hazir Kahve” tabir edilen ve sıcak suyla hızlıca hazırlanan kahveler daha çok rağbet görmektedir. Kahvemizin kıymetini bilmemiz gerekir. Kahve deyip geçmeyelim…

Kahve gerçekten de bir keyif içeceğidir.
Yudum, yudum, miss gibi kokusuyla..
Kahve yorgunluk alır, içeni sakinleştirir.
Zihini açar, konsantrasyonu sağlar, uyku halini dağıtır. Gerektiğinde ağrı kesicidir.
Anılar, günlük konular, heyecanlar, düşünceler paylaşılır.
Kahve, görücüye çıkan genç kızın elleri titreyerek pişirdiği en özel ve en önemli ikram içeceğidir. Kahve, yorgunluk içeceğidir.
Kahve, sohbet içeceğidir. Moladır…

Kahve gerçek bir dost gibidir.
Özünde insan sevgisi vardır.
Keyifle içilen bir fincan kahve damakta hep o tadı bırakır, kalpte de insan sevgisini.

Velhasıl kahve cezvesiyle, fincanıyla, yanında lokumuyla her zaman özeldir.

Sevgiyle,

muhabbetle kalın,

yüreğiniz bir fıncan Kahvenın sıcaklığı ile şenlensin,

muhabbetiniz lokum tadında olsun. . .

Etiketler

Sende Paylaş:  Facebook    Tweet    Pinterest    Google+    Whatsapp  

Yorumlar (17 Yorum)

    Karizma_44

    Kahve hatıraların kapısını açar tutkular her yudumda titretir yüreği hafızada ki sohbetin detayları sorgulanır her detayda keşkeler yankılanır.
    Kahve dostun muhabbetine, sevgilinin gözlerine, ve arkadaşın sohbetine içilir.
    Sade kahve yalnızlığı, sessizliği sever, orta kahve kendi halindeliği sever, şekerli kahve aksiyon ve hareketi sever. Oyuzden deriz ki , bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Önemli detay..

    Öncelikle Hacer mmm emegine yüregine saglık bizde senin makalelerini özlemiştik ne güzel oldu güzelde bir konu ilede başlamışsın. Dostlugun tadıdır acı tatlı kahve hatrıda hiç bitmez böyle güzel dostluklarımız herdaim olsun inşallah. ❤️❤️❤️ Sohbetbaslar.com dostlukların daim oldugu yer tüm arkadaşlarımızı bekleriz..

    Vazgeçilmezim kahvem.. Elime kahvemi alıp sohbette laflamak aşırı keyif veriyor bana bir kahve aşığı olarak bu makaleyi çok beğendim HcR mm emeğine yüreğine sağlık ❤️❤️❤️

      Teşekkür ederim ZamaN mm ❤️ Okuyan güzel yüreğine sağlık…

      Kahve muhabbet dir… bütün dostlarımızı sohbetbaslar.com bekleriz

    Kahve kendiliğinden bir dildir.Kahve tütün keyifler oldu bütün.Gözleriniz kahve gibi çamur toprak.Kahvenin yüzü kara ama yüz ağartır.Kahvemi kadınımı sever gibi severim.Hayatımı kahve kaşıklarıyla ölçüyorum.Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.Çayın kalabalıkla arası iyidir kahve yalnızlık ister.Kötü bir kahve bile hiç kahve olmamasından iyidir.Hayat bazen; kahve, müzik ve kitap olmalı sadece. SEVGİLİ Hacer arkadaşımız bu denli eşsiz güzel bir konuyu kaleme aldığı için çok teşekkür ederim. Dostluk kardeşlik her zaman bir kahvenin 40 yıl hatrı vardır sözünün gerçek yeri olan SOHBETBASLAR. Com ailesi olarak bu kardeşliğin dostlugun daimi olmasını en içden dileklerimle istiyorum. SİZ degerli dostlar bu güzel dost kardeşliğin buluştugu yerde sizler de gönül dostlarının aradında güzel sohbet etmek istemezmisiniz.

    GönÜL ne Çay İster Ne Kahve Gönül Sohbet etmek Kahve Bahane 🙂 Emegine SagLık Hacer

      Teşekkür ederim SinaN, okuyan güzel yüreğine sağlık.

      Bütün gönül dostlarımızı sohbetbaslar.com a bekleriz inşallah.

    Gece_mavisi

    Eline emeğine sağlık Hacerim

    KıLıÇ

    Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
    delikanlı vardı ki… Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
    Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
    kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
    Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
    Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı…

    “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

    “Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”

    Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
    kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

    Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken
    deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
    Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
    Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı
    dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
    ailemi hatırlıyorum… Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
    Onları ve evimi öyle özlüyorum ki…”

    Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının… Kız dinlediklerinden
    çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
    özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
    arayan, evini sakınan biri… Ev duyusu olan biri… Kız da konuşmaya
    başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi…

    O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu… Tatlı ve sıcak.
    Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii…
    Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
    prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses
    ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu…
    Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü…

    40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye
    bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,
    bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
    için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.

    İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
    şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
    değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
    ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
    defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
    Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok…

    İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.
    Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
    Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın
    en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
    Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
    tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
    ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da…”

    Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
    birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..

    Gözleri nemlendi kadının…
    Çok tatlı!.. dedi…

    BeDiRHaN

    Hacer emeğine ve yuregine sağlik cok güzel bir makele olmus 🙂

    Emeğine Sağlık HcR Bir Kahve Bukdar Güzel Anlatılabilir..Tebrik ederm.

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?



İçerikler

Sohbet sitesi yalnız vakit geçiren insanları bir araya getirerek, yeni arkadaşlıklar kurmalarına yardımcı olur.

Takip Et

Sende ♥ hemen takip et

© Copyright 2021 - Tüm hakları saklıdır. SohbetBaslar.COM Seo Web Sitesi Sorumlusu By X